01 Eki 2017

Her markanın hedefi tüketicinin zihninde en fazla süreyi almak, rakiplerine karşı kıyaslanamaz bir üstünlüğe sahip olmak; etkin dağıtım ve pazarlama ağları sayesinde dünyanın en büyük pazarlarında boy gösterecek yetkinliğe kavuşturmak. Bu hedef ve isteklerin makul bir yanı var elbette. Markayı güçlü eder mi? Kesinlikle evet. Ama size hem değişik hem de haklı görünecek bir güç ölçüm aracından söz edeceğiz.

Pazarlamada ismi Debranding olarak adlandırıyor.

Peki ne demek bu Debranding?Bu özelliği test etmek veya güçlendirmek için ise pazarlama yetkilileri, ilk olarak ara ara; sonrasında ise tamamen bu uygulamaya geçmeyi isterler. Çünkü logo her zaman yazıdan kuvvetlidir.

Mesela ısırılmış bir elma logosu gördüğünüzde bir yerlerde Apple yazısı okumasanız da markayı gayet net tanıyabilirsiniz.

Apple’nin  gücü aslında klasik bir logo bilinirliği durumu değil. Marka, kemikleşen hedef kitlesinin artık bir “Apple Kullanıcıları Topluluğu’na dönüştüğünün farkında. Bu artık bir grup arası felsefenin simgesi gibi.  Apple kitlesinin sahip olduğu toplumsal sınıfa imrenen herkes, bu simgeyi tanıyor ve o zümreye ait olmayı bir “katma değer” olarak görüyorlar. İşte Apple’ın gücü bu duygudaşlık akımından geliyor. Ne de olsa duygular pek de yazıyla açıklanamaz.

Yakın zamanda ülkemizden de hatırlayacağız. Coca-Cola, yakın bir gelecekte kolasında ismini kaldırmış; yerine sık kullanılan isimleri koymuştu. Ancak biz yine de onun Coca- Cola olduğunu hatırlamıştık.

Firma bu sayede hem sosyal medya postlarında kendine yer açmış oldu, hem de kendi ismini market rafında gören tüketici rakip markayı değil; Coca- Cola’yı tercih etmişti. Marka, yalnız ülkemizde değil, Dünya genelinde yürüttüğü aynı kampanyayla en yakın rakibi ile arasındaki satış- pazarlama rakamları farkını bariz bir şekilde arttırmıştı.